Gürcistan ve İslamiyet

>> Gürcistan ve İslamiyet

Kafkas Dağları’nın güney kısmında yer alan Gürcistan,  Karadeniz’e sahili olup,  Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Rusya Fedarasyonu ve Rusya Fedarasyonuna bağlı Karaçay-Çerkez, Kabartay-Balkar, Kuzey Osetya, İnguşetya, Çeçenistan ve Dağıstan özerk cumhuriyetleri ile sınır komşusudur. Gürcistan’ın Türkiye sınırında Acara Özerk Cumhuriyeti, Rusya Fedarasyonu sınırında Abhazya Özerk Cumhuriyeti ve yine Güney Osetya Özerk Bölgesi yer almaktadır. Gürcistan’da tek Allah inancından sonra güneş, ay ve yıldızlara tapılmaya başlanmış, bu inanç sonrasında Gürcüler arasında Zerdüşt inancı yayılmaya başlanmıştır. M.S.4 yüzyıldan itibaren Gürcistan’da hristiyanlık dini resmi din ilan edilmiştir. Hristiyanlığın resmi din olmasına rağmen Gürcülerin medeniyet,  edebiyat, örf ve adetlerinde İslam milletlerinin de etkisi olduğu aşikardır. Özellikle Orta Çağ’da Fars ve Selçuklu kültüründen etkilenilmiştir.

Kafkasya toplumları arasında ilk Müslüman olan halk Gürcülerdir.  İlk defa Hz. Ömer zamanında İslam dini ile karşılaşan Gürcistan’da Arap mücahit kuvvetlerinin güney Kafkasya’ya gelmeleri ve Gürcistan’da bir Arap-İslam devletini kurmalarıyla İslamiyet yayılmaya başlamıştır.  Gürcü ileri gelenleri İslam kuvvetlerine karşı direnç göstermemişler,    barış ve dostluk antlaşmasında fayda görülerek 654 yılında bir Gürcü-Arap dayanışması oluşturulmuştur.  Araplar;  Gürcülerin dini inançlarına dokunmayacaklarına, kendi istekleriyle Müslüman olanların kardeş sayılıp vergi alınmayacağına ve can güvenliklerini iç ve dış düşmanlara karşı koruyacaklarına dair Kartli Patrikiosu’na taahhüt verdiler. Bu dönemlerde başarılı tebliğ faaliyetleri sonucunda Gürcistan halkının bir kısmı kendi istekleriyle İslam dinine girmiş ve İslamiyet buradan Kuzey Kafkasya’ya bölgesine geçerek yayılmaya başlamıştır.   Tiflis’te Beni Cafer Emirliği gibi Arap veya Gürcü olabilecek bir Müslüman emirlik kurulmuştur. 

Özellikle Orta Çağ’dan itibaren Tiflis şehrinde 20. Yüzyılın başlarına kadar Müslümanlar tarafından çok sayıda camii, mektep, kütüphane gibi tarihi eser meydana getirilmiştir.  Bunda en büyük etken bölgede yaşanan hoşgörü düşüncesidir. 1918 senesine kadar Kafkasya Müslümanlarının dini reisleri bu şehirde ikamet etmiştir.    İslam coğrafyasında ortaçağda ün yapmış olan Hubeyş bin İbrahim Tiflisi, Fahreddin Ebubekir Gürci, Ebu Kasım et-Tiflisi, Kemal et-Tiflisi, Ebu Ahmet Hamit bin Yusuf et-Tiflisi, İsa et-Tiflisi Abdullah-ı Gürcistani gibi ilim adamları  Gürcistan’da doğmuştur.

Gürcistan’da Araplarla başlayan İslamlaşma hareketleri, buraya daha sonra hâkim olan Müslüman devletler dönemlerinde de devam etti. Selçuklu Sultanı Alp Arslan’ın 1068 Gürcistan seferinde çok sayıda Gürcü, İslamiyete girmiş,   Timur zamanında Samtshe bölgesinde İslamiyet yayılmıştır. Ayrıca gürcü kral ve beylerinden islamiyeti kabul edenlerde olmuştur.  Kaheti Kralı Agşartar, Rostom, V. Vahtang, Davut Han  gibi Gürcü kralları Müslüman olan krallar arasındadır. 16 yüzyılda, Gürcistan’ın özellikle doğusunda İran tesiriyle İslamiyet yayılmış çok sayıda Gürcü asilzadesi Müslüman olmuştur.  İran’da askeri, idari, adli sahalarda çok önemli mevkilere yükselen Gürcüler önemli bir askeri güç teşkil ettiler. Ayrıca İran kültürüne de büyük hizmetler verdiler. Birçok gücü yazar, şair, ressam dünyada üne kavuştu. “Mümtaz” mahlaslı şair, Gürcü Ali Bey, Keyhüsrev Han, Zeynel Bey, Siyavuş Bey, Şarmazan Bey bunlar arasındadır.  Günümüzde İran’ın İsfahan yakınındaki Feridun-Şehr bölgesinde tamamı Müslüman olan Gürcü göçmenleri yaşamaktadır. Burada yaşayanlar Şah Abbas zamanında Gürcistan’ın Kaheti bölgesinden oraya sürülen Gürcülerdir. Müslüman olan Doğu Gürcistan halkı İngiloy adını aldı. İngiloylar Azerbaycan’ın batı bölgelerinde Zakatala, Kah ve Belekan kasabalarında yaşamaktadırlar. Bölgenin Gürcüce adı Saingilo’dur.

Gürcülerin büyük kısmı Osmanlılar döneminde Müslüman olmuştur. Gürcülerin Müslüman olmasındaki en büyük etken hiç şüphesiz Osmanlı’nın adil ve hoşgörülü yönetimidir. Milli kültürlerini de koruyarak, Osmanlı medeniyetinin oluşturulmasında büyük rol oynayan Gürcü toplumundan 400 yıla aşkın bir sürede başta sadrazamlar olmak üzere çok sayıda devlet adamı, din âlimi, sanatkâr, fikir adamı, yazar, sanatçı olarak değerli şahsiyet çıktı. İmparatorluk coğrafyasının değişik yerlerinde okul, köprü, camii, kütüphane, imarethane gibi eserler yaptılar, sanat ve edebiyat alanında birçok yapıt verdiler. Bu eserlerin büyük bir kısmı günümüze kadar varlığını korudu. Tire Necip Paşa Kütüphanesi, İstanbul Vakıf Gureba Hastanesi, Erzurum Gürcü Mehmet Paşa Cami, Eyüp Büyük İskele Cami bu eserlerin başında gelmektedir.  Sadrazam Gürcü Mehmet Paşa, Koca Yusuf Paşa, Halil Hamit Paşa, Kaptan-ı Derya Hüseyin Paşa, Adliye Nazırı Hasan Fehmi Paşa, Dahiliye Nazırı Çürüksulu Mahmut Paşa, şeyhülislam Mirza Mustafa Efendi, Şeyhülislam Mehmet Esat Efendi, kazasker Gürcü Emin Efendi, hukukçu Ali Haydar Efendi, Kadı Hasbi Efendi,  yazar Ahmet Hamdi Tanpınar gibi şahsiyetler Gürcü kökenlidir. Bununla birlikte günümüz Türkiye topraklarında çok eski dönemlerde yapılmış olan Gürcü kilise ve manastırları da yer almaktadır. Öşvank, İşhan, Tbeti kiliseleri bunların başında gelmektedir. Bunların bir kısmı restore edilmektedir.

 

Gürcistan’ın 19. yüzyılın başlarından itibaren Rusya hâkimiyetine girmesi bu topraklarda İslamiyet’in yayılmasını engellediği gibi, Müslümanların çoğunun Türkiye’ye göç etmelerine sebep olmuştur. Tiflis, Batum ve diğer bazı şehirlerde Osmanlı ve İran dönemlerine ait 200’ü aşkın cami mevcut iken bunların çoğu Sovyet döneminde yıktırılmış ya da kapatılmış, başka hizmetlere tahsis edilmiştir. Osmanlı döneminde Gürcistan’da yapılan eserlerin başında, Tiflis’te, Sultan III. Murat adına yapılan Hünkâr Camii, Batum’da Sultan Abdülaziz adına yapılan Aziziye Camii ve Ahıska Ahmediye Camii ve Külliyesi gelmektedir. Bu eserlerden ayakta kalabilen Ahıska Ahmediye Camii 1828/1829 Osmanlı-Rus savaşı sonrasında Rusya yönetiminde minaresi yıkılarak kiliseye çevrilmiş olup günümüzde yenileme çalışmaları tamamlanarak müze olarak hizmet vermektedir. Tiflis Hünkar camii ve Batum Aziziye camiinden ise bir iz kalmamıştır. İran Şahı tarafından yaptırılan Tiflis Kura Nehri kenarındaki Şah Abbas Camiide SSCB döneminde yıktırılmıştır.

1877/1878 Osmanlı-Rus Harbi sonrasında Gürcistan’ın Müslüman Gürcülerin yaşadığı Acara bölgesi Rusya yönetimine geçmiştir. Bunun sonucu olarak Rusya idaresinde yaşamak istemeyen yüzbinlerce gürcü Anadolu’ya hicret etmiştir.  Rus yönetiminde camiler ve medreseler faaliyetlerine devam etmiş, hatta talebeler eğitimine devam amacıyla İstanbul’a gelmeleri sürmüştür. Ayrıca Tiflis’de dini eğitim veren bir yüksek okul da çalışmıştır. 1918’de tekrar Osmanlı yönetimine giren Acara bölgesi 1918-1920 yılları arasında İngiliz idaresinde kalmıştır. 1921 Gürcistan’a bağlı Acara Özerk Cumhuriyeti oluşturulmuştur.  Günümüzde de Müslümanların büyük çoğunluğu Acara Özerk Cumhuriyetinde yaşamaktadır.

 

 

SSCB idaresi altında Gürcistan’da yaşayan Müslüman halk çok baskı görmüştür. İslam mahkemeleri, medrese, cami ve vakıfların büyük bir kısmı kapatılmıştır. Ayrıca hac, zekat, ramazan orucu gibi ibadetlerin yapılması yasaklanmaya çalışılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Sovyetlerde Din İşleri İdaresi Kurulmuştur.  Gürcistan Müslümanları da merkezi Bakü’de bulunan Güney Kafkasya Din İşleri İdaresi’ne bağlanmıştır. Bu idarenin başkanı şii yardımcısı ise sünnidir. Buna bağlı olarak 1940’da Batum Orta Camii ibadete açılmıştır.  Her ne kadar bu dönemde İslam için bir iyileşme söz konusu olsa da savaş yıllarında birçok Müslüman halk topraklarından sürülmüştür. 1944 senesinde Gürcistan’ın Ahıska  ve Batum şehrinde yaşayan Müslümanlar köylerinden Orta Asya’ya sürülmüştür. Aynı dönemde Kırım Tatarları, Çeçenler ve İnguşlar’da yurtlarından sürülmüştür.

Acara özerk cumhuriyetinde 1926 senesinde müftülük kaldırılmıştır. 1929’da okullar açılarak gençler Rus okullarına gitmeye zorlanmıştır. 1929 senesinde 158 cami, 317 adamının görev yaptığı Acara’da 1930 yılında medreseler kapatılmıştır ve dinsizlik propagandası başlatılmıştır.  1931 yılında Acara müftüsü İskender Efendi gördüğü baskılar sonucu Türkiye’ye iltica etmek zorunda kalmış ve 1967 senesinde samsun müftüsü iken vefat etmiştir. 1930’lu yıllardan itibaren kadınların başörtüleri yasaklanmaya başlamıştır.  Baskılara rağmen Acaralı gürcüler gizli olarak islamı yaşatmıştır. Namazlar gizlice kılınmış, oruçlar gizlice tutulmuştur. Gece sahura kalkılmamış ya da ışıklar yakılmadan sahurlar yapılmıştır. Cenazeler gece defnedilmiştir. Kurbanlar ise ahırlarda kesilmiştir.  Müslüman isimler yasaklandığı için ikinci isimler kullanılmıştır. İslamiyetin korunmasında en büyük pay âlimlere aittir. Fakat İslam alimleri öldürülerek veya Sibirya’ya sürülerek ortadan kaldırılmıştır.

1991 senesinde tekrar Gürcistan’ın bağımsız olması sonrasında din hürriyeti tanınmasının, ülkede yaşayan değişik dinlere mensup insanların inaçlarını daha rahat yaşamasını sağlamıştır. Fakat bazı sıkıntılar da yaşanmaya devam etmiştir. Günümüzde Gürcistan nüfusunun yüzde 15’ine yakını Müslüman olduğu söylenmektedir. Gürcistan Müslümanları Acaralı Gürcüler ve Azeriler (Karapapak, Terekeme) olarak iki kısma ayrılabilir. Bunun dışında Pankisi Pankisi vadisinde muhacir Çeçenler ile Kistin Müslümanları yaşamaktadır. Acaralı Gürcüler Sünni Hanefi iken, Azerilerin bir kısmı Caferi bir kısmı ise Sünnidir. Gürcistan’da hali hazırda 300 e yakın cami ve 52 kuran kursu bulunmaktadır. Bu camilerin 50 kadarı şia mezhebine mensup Müslümanlarındır. Şia Müslümanları ağırlıklı olarak Gürcistan’ın Azerbaycan sınırında bulunan köylerde yaşamaktadır.  Acara bölgesinde 197 cami bulunmaktadır.  Diğer camiler ise Ahıska, Tzalka ve Tiflis’ten Azerbaycan sınırına kadar olan bölgelerdedir. Gürcistan’da ağırlık olarak Ahıska’da olmak üzere 150 cami kapalıdır.  Acara bölgesinde 150 imam olmak üzere 180 din görevlisi vardır. 

2011 yılında Gürcistan’da “Sruliad Sakartvelos Muslimta Sammartvelo” Tüm Gürcistan Müslümanları İdaresi adıyla bir yapı oluşturulmuş ve Azerbaycan’da bulunan Din İşleri İdaresinden ayrılmıştır.  Gürcistan Diyanet İşleri Başkanlığı anlamına gelen bu idari yapılanmaya göre Gürcistan müftüsü Cemal Paksadze olup, bu idari yapılanmada Şiileri temsilen şeyh olarak Vagif Akberov seçilmiştir. Batum’un 5 ilçesinde birer müftü bulunmaktadır. (Kobuleti, Hulo, Helvaçauri, Şuahevi ve Keda). Ayrıca Gürcü Müslümanlar tarafından kurulmuş çeşitli sivil toplum kuruluşları bulunmaktadır. Gürcü Müslümanları Acara bölgesinden farklı olarak Ahıska, Tzalga gibi bölgelerde yoğun olarak yaşamaktadır. Ayrıca Gürcistan’ın Guria bölgesinde bazı köylere yerleşen Acaralı Müslüman gürcüler yer almaktadır. 1944 senesinde sürülen Ahıskalılardan ise çok az sayıda aile Gürcistan’a dönebilmiş olup bu ailelerde kendi köylerine değil değişik yerlere iskan olunmuştur. Batum şehir merkezinde çarlık döneminde itibaren başlayan iskan faaliyetleri sonunda gayri Müslim nüfus çoğunluğu oluşturmuş iken köylerde ise Müslüman nüfus çoğunluktadır.

Acara Müslümanların islamı yaşatmasında mevlit ve sünnet olma geleneğinin büyük etkisi vardır. Mevlit Geleneği Sovyetler döneminden itibaren halkın İslama bağlılığının bir göstergesi olup günümüzde de devam etmektedir.  Ölenlerin arkasından 40. Ve 52. Gecelerde mevlit okunur. Eskiden Osmanlı türkçesi olarak okunan mevlit artık gürcüce olarak ta okunmaktadır.  Mevlit ile birlikte kuran okunur. Şerbet yerine yemek verilmesi bir gelenektir. Ayrıca Sovyetler döneminde kadınlar kendi aralarında mevlit okumakta idiler. Hristiyanlığı seçen bazı ailelerin bile bazen mevlit okutmaktadırlar. Her Müslüman yılda en az bir defa mevlit okutmaktadır. Resmi nikahın yanı sıra dini nikah yapılmaktadır. Dini nikâhlar camide de kıyılmaktadır. Nikahlarda önceleri evlenenlerin yerine vekiller ve şahitler katılırken, bu gün genellikle cami ve başka bir mekanda hocanın karşısında evlenecek çiftler bulunarak nikah kıyılmaktadır. Bazı evliliklerde din farklılığı güdülmemekte olup doğan çocuk genelde anne hangi dine mensup ise o şekilde yetiştirilmektedir. Müslüman aileler arasında içkisiz düğün yapmanın hala zor olması geçmişten gelen baskıların etkisidir. Cenaze geleneğinde hristiyan kültürünün etkisi yoğundur. Cenaze bir süre evde kefen yerine elbise ile bekletilir. Mezar taşına resmi konulma geleneği çok yaygındır. 

 

Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti olan Batum şehir merkezinde Osmanlı döneminden kalma Orta Camide ibadet yapılmaktadır. Şehir merkezinde ezan içeride okunurken köylerde ise aşikar okunmaktadır. Orta camide 2011 yılında uzun yıllardır ilk defa Batumlu hafızlar tarafından mukabele okunmuştur.  Camide özellikle Cuma ve bayram namazlarında cemaat camiye sığmamaktadır. Acara köylerinde İslam coşkulu bir şekilde yaşatılmaktadır.  Geleneklere sıkı sıkı bağlı bazı köylerde takkesiz namaz kılınmadığı gibi, dua bitimine kadar camiden çıkılmamaktadır. Ramazanda ise önce namaz kılınıp sonra iftar açma geleneği yaygındır. Yaz aylarında gerçekleştirilen kuran kurslarına büyük ilgi gösterilmektedir. Yaylacılık geleneğinin yaygın olduğu Acara köylerinde kuran kursları yaylalarda devam ettirilmektedir. Batum’da bulunan kuran kurslarında hafızlar yetiştirilmekte olup, erkek kuran kursları yanı sıra kız kuran kursları da bulunmaktadır.  Tiflis şehir merkezinde Cuma mescidinde ibadet yapılmaktadır. Burada ezan cami içerisinde okunmakta olup, cemaati ise Azeri, gürcü, çeçen gibi değişik milletlere mensuptur. Caminin şii ve Sünniler için iki mihrabı vardır. Ayrıca camide Hz. Osman tarafından çoğaltılan kuranı kerim nüshalarından Taşkent nüshasının bir sureti bulunmaktadır. 

 

Günümüzde Gürcistan’da büyük çoğunluğu Ortodoks hristiyandır, bunun yanı sıra hristiyanlık dışında diğer dinlere mensup vatandaşlar da rahat bir şekilde ibadetlerini yapmaktadırlar. Hiç şüphesiz bunda en önemli etken Gürcistan’da yaşanan demokratikleşme süreci ve özellikle SSCB döneminde yapılan baskı uygulamalarının gereksizliğinin anlaşılmasıdır.

Türkiye’de bulunan sivil toplum kuruluşları tarafından Gürcistan’da kurban kesimleri gerçekleştirilmekte, ayrıca zaman zaman insani yardımlarda bulunulmaktadır. Gürcistan Dostluk Derneği ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ortaklaşa  Martin Lings’in Hz. Muhammed’in Hayatı adlı eseri ve Gürcüce Kuranı Kerim Meali yayınlanmıştır.

Murat Kasap

 



Okunma: 3994

Yazıya Yapılan Yorumlar
Yorum Yaz