Batum

>> Batum

Gürcistan Cumhuriyeti toprakları içindeki Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti Batum Türkiye’nin Gürcistan sınır kapısı Sarp’a 15 km mesafede eski ve önemli bir şehir… Uzunluğu 466 km olan Çoruh nehri Muratlı’da (Maradid’de) Türkiye topraklarını terk ettikten sonra doğu istikametinde akmaya devam eder, Acara Suyu (çayı) ile birleştikten sonra kuzeye yönelir, geniş bir mecrada akarak Karadeniz’e dökülür. Hopa’da ve Sarp sınır kapısında sahile dik inen dağlar sınırdan bir kaç kilometre sonra sahilden geriye çekilmeye başlar ve oldukça geniş sayılacak ova meydana getirir. Batum şehrinin, üzerinde kurulu olduğu bu alanın en önemli özelliği burada doğal bir limanın bulunmasıdır. Bu liman sebebiyle Batum, hem Karadeniz sahilindeki şehirler ile hem de Hazar Denizine kadar uzanan Güney Kafkasya ile ticarî ve kültürel ilişkiler kurabilmiş, bölgenin ihracat ve ithalat merkezi olmuştur. Batum’un çevresindeki bataklık arazinin miktarı da epey fazladır. Fakat bataklık kurutan denilen okaliptus ağaçlarının çokça dikilmesi ve akaçlama yöntemiyle kurutulmuştur. Bugün Batum’u çevreleyen düzlük saha limon, mandalina ve çay bahçeleriyle kaplıdır, yaz kış yeşil bir manzarası vardır. Düzlüğün bittiği yerden başlayan dağlarda yeşildir, bu yeşillikler içerisindeki köy evleri, tıpkı Rize ve Trabzon’da olduğu gibi araziye serpiştirilmiştir. Dağların tepelerine karın erken düştüğü her zaman görülür. Acara Özerk Cumhuriyetinin başkenti olan Batum şehrinin 5 ilçesi, 56 beldesi, 346 köyü bulunmaktadır. 2004 nüfus sayımına göre Batum’un nüfusu 121 bin, Acar’ın nüfusu ise 380 bindir. Fakat bu sayıya Gürcistan’ın diğer bölgelerinden gelen ama Acara nüfus kütüğüne kayıtlı bulunmayan nüfus dâhil değildir. Bunlar da dikkate alınırsa Acar’ın nüfusu 450 bini geçer. Batum’un gerçek nüfusu 1926’da 45 bin, 1975’te 100 bin, 2004’te 120 bindir. Nüfusun 45 bin olduğu vakit büyük kısmı Müslüman iken 120 bine çıktığında Müslüman nüfus oranı %40’ın altına düşmüştür. Bunun sebebi Batum şehrine geniş ölçüde Rus, Hıristiyan, Gürcü, Ermeni ve Yahudilerden oluşan gayri müslim nüfusun buraya yerleşmiş olmasıdır.

93 harbi denilen 1877–1878 Osmanlı-Rus savaşında Kars ve Ardahan’la birlikte Batum da Ruslara bırakılmış o tarihten itibaren şehir Rus mimari anlayışına göre planlanmıştır. Caddeler geniş ve düzgün olup çok katlı binalara fazla rastlanmaz. Mevcut çok katlı binalar yakın zamana aittir. Şehrin alt yapısı oldukça iyidir, sık sık yağan bol yağışlardan fazla ekilenmez. Batum’un batısı Karadeniz’e bakar. Sahil boyunca uzanan park ve ona paralel olan yol bulvar olarak bilinir. Park güzel ve düzgün, bulvar ise temizdir. Şehrin kuzey doğusundaki Limana bakan sahil de manzarası güzel bir mekândır. Batumlular veya turistler burada oturup çay veya kahvelerini yudumlarken yeşil tabiat ve mavi denizin güzelliklerini seyretmekten zevk alırlar. 1883’te inşa edilen demiryolu Batum’dan başlar. Karadeniz’in kuzeyi istikametinde uzanır. Abhazya’nın başkenti Sohum’dan geçerek Rusya’ya gider. Aynı hattın diğer bir kolu doğu istikametinde uzanır ve Tiflis’e varır. Buradan da iki kola ayrılır, bir hat Erivan’a diğeri Bakü’ye gider. Bu demiryolu ile çeşitli emtianın yanı sıra Bakü’den Batum’a petrol de taşınır. Aynı istikametlere giden karayolları da vardır. Bakü-Tiflis-Batum petrol boru hattı ile Hazar petrolünün Batum limanına akıtılması burada petro kimya tesislerinin kurulmasını ve limanın daha çok işlemesine, sonuç itibariyle şehrin gelişmesne, özellikle gayri müslim nüfusun artmasına yol açmıştır.

1914-1918 Birinci Dünya Savaşı Batum açısından önemlidir.1917’de Rusya’da ihtilal olunca Ruslar Batum’a çekilmek zorunda kalmışlardı.

3 Mart 1918 Brest-litevsk anlaşması gereği Batum Osmanlılara iade edildi. Nisan 1918’de bir sancak olarak teşkilatlandırıldı.

30 Ekim 191 8 ‘de Mondoros Mütarekesi gereği Osmanlı yönetimi Batum’dan çekildi. Aynı tarihte Kars Milli İslam şurası kuruldu ve Batum’u da içine alan bir yönetim ilan edildi. 24 Aralık 1918’de Batum İngilizler tarafından işgal edildi ve 19 Nisan 1919’da Milli İslam Şurası İngilizler tarafından dağıtıldı.

Temmuz 1920’de İngilizler Batum’dan çekilince de Gürcistan’ın eline geçti. Bu durumu kabul etmeyen TBMM hükümeti Batum’a bir askeri birlik gönderdi ve şehri geri aldı. Batum birinci mecliste beş milletvekili ile temsil edildi.

16 Mart 1921 Moskova anlaşmasıyla özerk bir cumhuriyet olması, liman kolaylıklarından yararlanılması ve burada bir konsolosluk bulundurulması şartıyla Batum Ruslara bırakıldı.13 Ekim 1921 Kars Anlaşması ile Moskova anlaşmasının Batum’la ilgili hükümleri teyid edildi.

Mart 1918’den Ekim 1921’e kadar iki buçuk sene içinde bölgede epey değişiklikler oldu. Kars anlaşmasının tarafları Türkiye, Rusya, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan’dır. O zaman Ermeniler bu anlaşmaya katılmamışlardır. Batum’un tarihi çok eskidir Batum Milotoslu’ların kolonisi oldu. M.Ö I. yüzyılda Pontus, VI. yüzyılda Mithadates’in hâkimiyetine girdi. Ahamenişlerin vassalı oldu. Roma, Bizans, Pontus, Lazika hâkimiyetleri birbirini izledi. IX. yy. da Batum bir ara Müslümanların eline geçtiyse de çok geçmeden sehirde Gürcistan hâkimiyeti kuruldu.1461’de Fatih Sultan Mehmet Trabzon’u fethedince Fetih hareketleri doğu istikametinde ilerledi ve1478’de Batum Osmanlıların eline geçti.1878 Berlin anlaşmasıyla Ardahan ve Kars’la birlikte Ruslara bırakılana kadar dört asır Osmanlı hâkimiyeti altında kaldı. Halkı Artvin ve Rize halklarıyla birlikte Müslüman oldu. Bu süre içinde Batum Trabzon, Rize, Artvin ve buradaki diğer şehirler gibi Osmanlı kenti olma niteliği kazandı. 93 harbinden sonra bu niteliğini yavaş yavaş yitirmeye başladı. XX. yüzyılda bu kayıp zirveye ulaşmakla beraber şehir hala Osmanlı döneminden izler taşımaya devam etmektedir.

Sarp sınır kapısına yakın bir yerde eskiden inşa edilmiş olan Gonyo kalesi Osmanlılar tarafından çok kullanılmıştır. Kalenin içindeki mescit harabe halinde de olsa hâlâ varlığını korumaktadır. Abdülaziz döneminde Trabzon valisi Emin Paşa Batum’u imar kapsamında limana yakın bir yerde Aziziye Camiini inşa ettirmiş ama bu cami, diğer bir cami ile birlikte SSCB döneminde yıktırılmış, üçüncü camiinin ise minaresi yıktırılmış ama minareye dokunulmamıştır. Bu cami daha sonra ibadete açılmış, yıktırılan minaresini yerine yenisi yaptırılmıştır. Batum civarında Helvaçavri ve Adlia mahallelerinde ibadete açık bulunan camiler de Osmanlı döneminden kalmadır. Bunların dışında Batum’un bir Osmanlı şehri olduğunu gösteren hemen hemen hiç bir eser yoktur. Osmanlı izleri planlı bir şekilde silinmiştir. Osmanlı ve Müslüman izleri, örf ve adetleri Batum’da yaşayan Müslümanlar arasında varlığını zayıf bir şekilde sürdürmektedir. Zayıflığın sebebi yetmiş sene kadar sürmüş olan ateizm ve komünizmdir. Kilise ile fanatik Gürcü milliyetciliğinin de bunda etkisi büyüktür. Bugün Batum’da üç Gürcü, bir Rus, bir Ermeni, bir Katolik kilisesi, bir de sinagogu bulunmaktadır. Buna karşılık Batum’un merkezinde sadece bir tane cami var. Diğer ikisi yıkılmış, yerine de başka binalar inşa edilmiştir. Sarp sınır kapısının önemi Rusya’nın Gürcistan mallarına ambargo koyması ve vize zorluğu çıkarması, Türkiye açısından Batum’un ticarî ve turistik önemini artırmıştır. Batum’un kuzeyinde Karadeniz sahilinde kurulan botanik bahçesi Tropik ve Astropik bitkiler bakımından zengindir.Son zamanlarda bakımsız kalmasına rağmen gezmeye ve görülmeye değer. Gürcistan’ın Abhazya, Güney Osetya ve Ahıska bölgeleriyle ilgili problemleri mevcuttur. Arslan Abaşidze döneminde Acara da bir problemdi. Ondan sonra ise Acara’nın otonomisi kâğıt üzerinde kalmıştır. Acara Acaralılar tarafından değil, en küçük ayrıntıya kadar Tiflis tarafından yönetilmektedir, atamalar oradan yapılmaktadır. Bu durumun bir takım sıkıntılara sebeb olduğu bilinmeyen bir husus değildir. Türkiye-Gürcistan, Ankara-Tiflis ilişkileri Gürcistan’ın bağımsızlığına kavuştuğu 1991 senesinden bu yana iyi bir çizgi izlemektedir.

Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattı, Sarp ve Türközü-Vale hudud kapılarının açık olması, inşa edilmesi planlanan Bakü-Tiflis-Ceyhan demir yolu projesi, hizmete girmek üzere olan İstanbul-Batum hava yolu seferleri ve benzeri hususlar iki komşu ülke arasındaki ilişkilerin iyi ve olumlu yönde gelişeceğinin işaretlerini vermektedir. Karşılıklı olarak vize zorunluluğun kaldırılması da bunun bir başka göstergesidir. Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan arasındaki iyi komşuluk ilişkileri Kafkaslara ve bölge halklarına barış, huzur ve istikrar getirebilir. Kafkas barış paktı gerçekleşebilir ve bundan bütün kafkas kavimleri kazançlı çıkabilir. Bu sebeble bu amaca yönelik gelişmeleri ve ilişkileri desteklemek, buna zarar verecek ve güven ortamını zayıflatacak beyan ve davranışlardan sakınmak; özgürlük, insan hakları ve demokrasi çerçevesinde dostane ilişkilerin kurulmasına, gelişmesine ve güçlenmesine katkıda bulunmak icab eder. Trabzon’dan Batum’a giderken gök ve deniz mavi, sahil ve yamaçlar ise bembeyazdı, her taraf karla örtülü idi. Batum’da da manzara aynı idi. Trabzon’dan Sarp kadar olan yol üzerinde bulunan şehirlerin civarında kurulan yatırlarda sığır, koyun ve keçiler satılıyordu. Aynı manzarayı Batum’da da görmek mümkün. Aradaki fark Trabzon, Rize, Artvin’de ve bunlara bağlı ilçelerde hayvan pazarı canlı iken Batum’un o kadar canlı ve hareketli olmaması idi. Birkaç yıldır Kurban Bayramı öncesi Batum’da bulunur ve buradaki hayvan pazarlarını dolaşırım. Bu pazarlar Batum’un hala İslam’dan bir takım izler işaretler barındırdığını göstermesi bakımından son derece önemlidir. Daha ötelerde artık bu izler görünmez. Acara’nın orman köyleri ekonomik olarak sıkıntıda. Birkaç yıl önce bu sıkıntıları gidermek için kimi yardım kuruluşları bölgeye gitmeye başladılar. Merkezi Üsküdar’da Aziz Mahmut Hüdai Vakfı, Süleyman Efendi Cemaati, Batum’da kestikleri kurbanların etlerini yoksul halka dağıtıyorlar. İHH Bursa şubesinin iki temsilcisi Halil Asa ve Avni Günaydın da altı kurban sığır kesmek için buraya gelmişlerdi. Beş kurban sığır parçası da ben götürmüştüm. Deniz Feneri kurban için on bin, Türkiye Diyanet Vakfı iki bin beş yüz dolar göndermişlerdi. Ramazan Bayram’ında da Trabzon Sanayi ve Ticaret Odası ile Pendik Belediyesi Batum’da erzak poşeti dagıtmışlardı. Bu tür ilişkiler, Müslümanlar arasındaki bağları kuvvetlendirmesi bakımından son derece önemli. İştirak ettiğim bir Cuma namazında Batum’da camii cemaatle doldu taştı. Acara Mustafa Bekir Hoca vaazetti, Batum Müftüsü Kemal Hoca hutbe okudu, Şamil Hoca Cuma namazını kıldırdı. İnsan orada Cuma namazı kılarken kendini Türkiye’de hisseder. Çünkü namaz kılma tarzı ve Kur’an okuma üslubu Türkiye’dekinin aynı.

Diğer vakit namazlarında, teravihte, cenaze ve bayram namazlarında durum yine böyle… Batum’a ve ilçelerine bağlı köylerin önemli bir kısmında cami olmadığından cemaat yakınlarında cami bulunan köylere ve Batum’a Cuma namazı kılmaya gidiyorlar. İmkânı olmayanlar ise özellikle kış mevsiminde Cuma namazı kılamıyorlar. Cami olmayışının sebebi SSBC döneminde camilerin kapatılması, minarelerin yıkılması, kapalı kalan camilerin zamanla bir kısmının yıkılması, diğer kısmının harabe olmasıdır. Gürcistan’da azınlık halinde yaşayan Müslümanların Türkiye’deki din kardeşlerinin ilgisine ve yardımına ihtiyaçları var.

Prof. Dr. Süleyman Uludağ (2007 - Kasım)

 

Kaynak:http://www.yenidunyadergisi.com/index.php?sf=arsiv_oku&id1=1764&id2=14&id3=Prof.%20Dr.%20S%C3%BCleyman%20Uluda%C4%9F

 













Okunma: 13334

Yazıya Yapılan Yorumlar
Yorum Yaz