Batum Yeniden Bölgenin Merkezi Yolunda

>> Batum Yeniden Bölgenin Merkezi Yolunda

Doğu Karadeniz bölgesinin doğal merkezi tarih boyunca Batum (Batumi) olmuştur. Şehrin sahip olduğu coğrafi konum, iklim şartları, doğal yapısı ve stratejik değeri bölgenin merkezi olmasında önemli katkılar sağlamıştır. Osmanlılar Kafkasya ve Orta Asya yolunun kapısı olan Batum’u erken denecek dönemde fethetmiş (XV. yüzyılın sonlarına doğru) ve uzun yıllar yönetmişlerdir. 1878 Berlin Antlaşmasıyla Rusya’ya terk edilen yerler arasında Batum da bulunuyordu. 
     Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusya ile imzalanmış olan Brest-Litovsk Antlaşmasıyla Türkiye’ye terk edilen Batum savaştan sonra İngilizler tarafından işgal edilmiş (24 Aralık 1918) ve iki yıl işgal altında tutulmuştur. İki yıl sonra İngilizlerin buradan çekilmesi üzerine Gürcistan hükümetinin eline geçen şehir, yeniden, bu kararı tanımayan Türkiye’ye katılmıştır. Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinde beş mebus ile temsil edilen Batum, 16 Mart 1921 tarihinde Ankara hükümeti ile Sovyetler Birliği arasında imzalanan Moskova Antlaşmasıyla Gürcistan’a bırakılmış ve Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti içinde Muhtar Acara Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin başkenti olarak belirlenmiştir. 
     Batum ve buradaki liman bölge için son derece önemli olduğundan antlaşmaya göre serbest yararlanma hakkı bulunuyordu. Ne var ki Stalin yönetiminin oldubittileri bu yapıyı ortadan kaldırmış ve özellikle otuzlu yılların ortalarından itibaren Batum’a yakın yerlerde yaşayan insanların buraya gidip gelmeleri imkanı ortadan kalkmıştır. Yaşlılar hala 1935 yılına kadar Batum’a günlük geçiş belgesi niteliğindeki “pasavan” adı verilen belgelerle nasıl geçiş yaptıklarını anlatırlar. Anlatmak ne kelime yeniden bunun özlemini dile getirirler. Otuzlu yılların ortalarından itibaren Türkiye-Sovyetler Birliği sınırının iyice berkitilmesi, geçişlerin ortadan kaldırılıp yasaklanmasıyla yeni bir dönem başlamış ve bu dönem seksenli yılların sonlarına doğru 1988’de Sarp Sınır Kapısının açılmasına kadar sürmüştür. 
     Sarp Sınır Kapısının karşılıklı geçişlere açılması ve her geçen yıl alt yapısının daha da iyileştirilmeye çalışılmasıyla hem Türkiye’den Batum ve Eski Sovyetler Birliği ülke ve şehirlerine, hem de buralardan Türkiye’ye doğru artan bir turizm akını yaşanmıştır. 
     Yıllar sonra Batum’un yeniden bölge halkının gündemine girmesiyle birlikte eski hatıralar tazelenmiş, bölünmüş aileler ziyaretleşebilmiş, karşılıklı ticaret ve kültürel ilişkiler gelişmiş ve bölgeye ciddi bir canlılık gelmiştir. Her ne kadar beraberinde birtakım olumsuzluklar ve problemler de toplumun gündemine gelmişse de sınırların giderek şeffaflaştığı, karşılıklı ilişkilerin arttığı, küreselleşme ile kapalı toplumların ortadan kalktığı bir dönemde bu tür olumsuzluklara hazırlıklı olmak gerekmektedir. 
     Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in son Gürcistan ziyaretinde imzaladığı Batum Havaalanının ortak kullanımına ilişkin Çerçeve Antlaşmanın realize edilmesiyle birlikte bölge için yeni bir dönemin başlayacağını söyleyebiliriz. Batum Havaalanının modernizasyonu için 6 Mayısta başlayacak olan çalışmaların 6 Aralık 2006 tarihinde tamamlanmasıyla Batum Havaalanı bölgesel olarak düşünüldüğünde 250 bin kişiye hitap edecek ve İstanbul-Artvin arasındaki 22 saatlik karayolu ulaşımını 1,5 saate indirecektir. 
     Bölgede proje çerçevesinde incelemeler yapan Ulaştırma Bakanlığı heyetinin belirttiklerine göre atıl durumda olan Hopa Limanına ait yolcu salonunun Batum Havaalanı için kullanılabileceği hususu son derece önemli ve eldeki atıl bekleyene bir imkanın harekete geçirilmesi bakımından önemlidir. 
     Batum Havaalanının ortak kullanımı sadece bir yolcu taşıması olarak görülmemelidir. Bununla birlikte ortak tarihi, kültürü ve kaderi paylaşan komşu toplumların daha da yakınlaşması, yapay ayrılıkların kalkması ve bölgeye barışın tesisi anlamında da önemi vardır. 
     Batum Havaalanının ortak kullanımı belki de başka bazı tesislerin ortak kullanımını gündeme getirecek ilişkileri daha da yakınlaştıracaktır. Bu gelişmeyle Batum, tarihte olduğu gibi bugün de bölgenin doğal merkezliğini bir kez daha ortaya koyacak ve bölgenin gelişiminde önemli rol oynayacaktır. 
     Bir söz vardır toplumlar ve ülkeler üzerinde bulundukları coğrafyayı değiştirme şansına sahip değildirler. Ancak üzerinde yaşadıkları coğrafyanın imkanlarını iyi kullanabilirlerse bundan azami verimi elde edebilirler. Coğrafya Batum’a çeşitli ayrıcalıklar vermiştir, yöneticilere düşen bunu en iyi şekilde kullanmak ve burada yaşayanların sorunlarını çözme hususunda yararlanmaktır.   
 

Prof. Dr. Davut DURSUN













Okunma: 17349

Yazıya Yapılan Yorumlar
Yorum Yaz